5 Ocak 2013 Cumartesi

Akdeniz'in Ufka Doğru Mora Çalan Mavisi


Yaz günleri beni hatırlamıyor. 
Salgılı bir hayvanla bitişiyorum yaz yaklaşınca 
yayılıyorum ortasına sevgili tüylerimin
geniş uykulardayım, muazzam uykularda 
yılların zulmünden haberim yok 
ne de sürgün taşralı kızlar korosundan 
geçiyor hazza yatkın dudaklarıyla gece 
canımın ilmekleri arasından. 

Beni artık kimseler arayıp da bulmasın 
beyaz harmanilerin göklere açık sofrasında 
yıktığım saltanatın dizinde inlediğim 
aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın 
çünkü ben çok gizli bir yanlışın 
dehşetengiz yeteneğini ölçmek için yepyeni bir hata için
iniyorum Akdeniz`e 
Meryemoğlu sanıp ben zavallı ademi
çarmıha çaktılar orda çok zaman önce. 
Çok zaman önceydi ki otobüsler 
mermer sütunlu şehirlerden sahil çardaklarına
nice yılgın havarilerle gidip geldi. 
Hepimiz, yani taflan çiğnemekle güzelleşen çocuklar
havariler karşısında harami 
gövdesinde hayvan kabarınca mecalsiz
 kutlu bir tan çıkarmayı denedik 
kayser makinasından
anneler 
sevecen gözyaşlarıyla korurdular bizi. 

Bizi sen ey beyhude ve baygın duyguların yırtıcısı 
sen ey loş çalgıları uykulardan çıkarıp 
Bahçelerin hayatına yerleştiren esrar 
bizi bırakmıştın
acı güller salınırdı kanımın raddelerinde 
ve ben güneş altında kendini bize öptüren neyse 
gece onun kimlerle buluştuğunu araştırdım
o zaman yalın yürek kaldım şiddetin çölünde
aldanışların çölünde korkudan
denize dilimi soktum ayaklarımdan önce.
Bu kadar, bu kadardı Akdeniz
aslı yokmuş dinlediklerimin
eski moda güneş sanrılarından 
bir şair cesedinden hiç farkı yok denizin. 

Yok ve yaz günleri beni hatırlamıyor 
boğulmuş hüznü gösteriyor bana memelerinden 
geçiyorum bir yakıcı maviden derinleştirilmiş mora 
geçiyorum ayaklarım altında kumları hıçkırtarak 
Kara yaz! Karanlık yaz! Kararan vücutlardan 
rıhtıma varmayan ceset elbette hatırlanmaz. 

(1974)
   
İsmet Özel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder