
http://www.youtube.com/watch?v=-3yPbXWhgtg
"Dünyadan geçip giderken, kimi zaman kendimi olayların vahşi fırtınalarına bıraktığım oldu; nefretin ve zorbalığın fırtınaları gibi. İnsanlar karşısındaki temel tutumum böyle gelişti; ideolojik ve politik eylemlerim de bu temel tutumdan kaynaklandı. Zorbalık, çirkin yüzlüdür. Ondan nefret ederim. Abartmıyorum: iş zorbalıkla savaşmaya geldiğinde, vahşi bir hayvan bile olabilirim. İçimin derinliklerinde kendi kendime açıklayamadığım bir dalga oluşur ve saniyenin onda biri gibi bir zaman parçacığı içerisinde beni sürükleyip götürür. Böyle anlarda ben, artık ben olmaktan çıkarım. İçimdeki insan, artık bir başkasıdır ve bu başkası benim kim olduğumla, nereye gittiğimle, ne istediğimle hiç ilgilenmez. Bu başkası, vahşi bir hayvan gibi pençelerini gösterir. Ben ise, zorbalığın karşıtı neyse, bütünüyle o olup çıkarım... Bütün bunları gözönünde tuttuğumda, neden bazı şeyleri yapıp bazı şeyleri de yapmamış olduğumu çok iyi anlıyorum. Zorbalığa duyduğum nefret, hep önce geldi; benim gözümde tıpkı benim gibi zorbalıktan nefret eden ve onunla savaşan insanlarla birleşmeyi ancak bu nefretten sonra düşünebilirim. Bu sözünü ettiklerim, güzel insanlardır. Çoğu kez kötü, bir deri bir kemik ve pislik içinde gözükseler bile, alınlarında güzelliğin damgasını taşırlar..."
Mikis Theodorakis
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder