Büyük, kavrulmuş soy kırlar gelir aklıma hep, hep
tükenince insan dayanıklığım
Ağır bakır kalkanlarımızla, demir kargılarımızla döğüşüp
döğüşüp geri çekilince
Yorgun kollarımın en genç bir yerlerinde bir kan şeritleri
akmaya ince ince
Başlar yeni sulara kadar, hızla zamana, körlüğe, kötülüğe kutsal
tutsaklığım
Nedir senden başka kurtardığımız bu dengesiz savaştan, bu
yağmadan nedir
Senden gayrı, ey, bir içimi genç ormanları yüzyıllığa büyüten
diri su, senden
Eskimeden, küçülmeden; mutluluktan, özgürlükten, kuşakları
birbirine düğümleyen
Bir kadını, bir sesi, bir suçu, bir şeyi en çok o şey yapan güç
yalnız şendedir
Seni arayan sular, seni kışlar, seni adamlar, seni sonunda
bozulmuş ordularım
Sanki ay dökülür diri balıklara, sanki gümüş şeyleri güneşler
güneşler ışıtır
Yorgun kuşamlarımla, kanlarımla, gelirim, uzanır senin sabahlı
gecene yatarım
Bu donattığım savaş gemileri sana, dokuttuğum bu vurucu
ipekliler seni anlatır
Bu senin içindir, sabah ormanlarına, dağlara, balıklı göllere
açılan balkonlarım
Sen olmasan, yeryüzünde bu ağaçları, suları, bu büyük
kayaları bekletecek ne vardır
Turgut Uyar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder